Dostoyevski etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dostoyevski etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Ocak 2020 Pazartesi

İnsancıklar * Dostoyevski



     - Herkesten neyiniz eksik? İyi kalplisiniz, güzelsiniz, bilgilisiniz, bahtınız neden böyle kara? Niçin çoğunlukla iyi insanlar geride, gölgede kalıyor da, bir başkasının başına devlet kuşu kendiliğinden konuyor? Biliyorum anacığım, bunları düşünmek iyi değil; serbest düşüncelilik sayılıyor. Ama hakça, Allah için konuşursak; niçin bir kız, daha anasının karnındayken talih kuşu ona mutluluğu müjdeliyor da, öteki kimsesizler yurdunda dünyaya gözlerini açıyor? Mutluluk çoğu zaman "Aptal Ivan"a nasip oluyor. "Sen rahatına bak Aptal Ivan; dedelerinin keselerini sömüre sömüre, tıka basa ye, iç, eğlen!"


* Aptal Ivan; Rus masallarının Keloğlan'ı.

2 Ocak 2013 Çarşamba

Beyaz Geceler * Dostoyevski


                       1. BEYAZ GECELER

      - "Yoksa O, bir anlık da olsa, senin gönlüne yakın olsun diye mi yaratıldı?" Ivan Turgenyev


     - Gökyüzünün aydınlığına, yıldızların parlaklığına bakıp bakıp da, "Böyle bir göğün altında insan nasıl olur da öfke duyar, hırçınlaşabilir?" diye düşünürsünüz.


     - İzin verirseniz Nastenka, öykümü üçüncü şahısla anlatayım, çünkü birinci şahısla anlatmaktan çok utanıyorum.


     - Hayalci, boşu boşuna külleri karıştırarak köz arar gibi, soğuyan yüreğini ısıtacak ateşi yakmak için eski hayalleri arasında kıvılcım arar. Yakacağı ateş kanını tutuşturacak; kurduğu aldatıcı renkli evrende yeniden kendini bularak gözlerinden yaş getiren zevki tadacaktır.


     - O zaman hem yalnız, yapayalnız kaldığım, hem de acınacak bir şeyim olmadığı için dövüneceğim. Çünkü yitirdiklerimin hepsi kocaman bir sıfır değerindeki hayallerden başkası olmayacak.


     - Her zaman öyle değil midir? Mutsuz olduğumuz zamanlar başkalarının mutsuzluğunu daha bir derinden duyarız. O zamanlar duygular incelip güçleniyor.


     - Niçin bu kadar sevinçli olduğumu biliyor musunuz? dedi. Size bakmak neşemi arttırıyor. Sizi bugün öyle seviyorum ki!


     - Güneş yağmur bulutunun arkasından şöyle bir bakıp sonra tekrar gizlendiği için mi böyle her şey gözüme renksiz gözükmüştü?


     - Yapayalnız yaşayan, sana karşı şükranla çarpan bir yüreğe tattırdığın mutluluk anından dolayı seni hep hayırla anacağım. Ulu Tanrım! O ne uzun, mutlu bir andı! Bir insana böyle bir an yaşam boyu yetmez mi?

http://alkislarlayasiyorum.com/icerik/61925/beyaz-geceler-dostoyevski-radyo-tiyatrosu
                                         

                    2. UYSAL KIZ


     - Taparcasına sevdiğim bir varlık tarafından üzerime tabanca çevrilmişse, artık benim için yaşamanın ne değeri vardı?


     - Körsün, sağırsın, bir ölüsün sen artık, çığlıklarımı işitmiyorsun! Sana nasıl bir cennet bağışlayacağımı anlayamadın. Cennet benim içimdeydi, onu senin önüne serecektim. Madem beni sevemeyecekmişsin, sevmesen de olurdu, bundan ne çıkardı ki? Her şey gönlünce, istediğin gibi kalırdı. Bana aklından geçenleri bir dostun olarak anlatırdın; gülerdik, sevinirdik, birbirimize neşeyle bakardık... Böylece sonuna dek yaşayıp giderdik. Başkasını sevsen bile sesimi çıkarmazdım. Onunla gezip tozardınız, ben de sokağın öbür ucundan sizi seyrederdim. Ah, her şeye razıyım, gözlerini bir kerecik açsan yeter! Bir an için, yalnızca bir an için! Pencereden atlamadan önce önümde durup bana bağlı kalacağını söylediğin zamanki gibi bir kerecik baksan bana! O zaman her şeyi görüp anlardın! Ah, kör yazgı! Alnımızın kara yazgısı! Biz insanlar yeryüzünde yapayalnızız, işte en büyük felaket burada! Rus bahadırı savaş alanında, "Sağ kalan varsa çıksın karışıma!" diye bağırmış bir zamanlar. Bahadır değilim, ama ben de haykırıyorum, ancak sesimi kimseler işitmiyor. Güneşin evrene can verdiğini söylerler. Güneş gökyüzüne yükselsin de görün bakalım, o bir ölü değil mi? Her şey ölü, her yerde ölüler var. İnsanlar yeryüzünde yalnız, çevrelerinde ölüm sessizliği; bizim dünyamız bu işte..."İnsanlar, birbirinizi seviniz!" Bunu kim söylemiş, kim bize böyle bir vasiyet bırakmış? Saatin sarkacı habire vuruyor, duygusuz, soğuk soğuk...Saat gecenin 2'si. İskarpinleri yatağının ucunda duruyor, giymesi için onu bekliyor. Sahi, yarın onu götürdüklerinde ben ne yapacağım?

20 Ağustos 2012 Pazartesi

Yeraltından Notlar * Dostoyevski


     - Şunu ciddi olarak söyleyebilirim; pek çok kez böcek olmayı istemişimdir. Ama ne yazık ki, buna bile layık olamadım. Sevgili okuyucularım, yemin ederim, her şeyin bilincinde olmak bir hastalıktır; bütün varlığınızı etkileyen gerçek bir hastalık.


     - Aşık olmayı denedim, hem de bir değil iki defa; inanır mısınız baylar korkunç acılar çektim. Aslında acı çekmediğimi ruhumun derinliklerinde biliyordum. Gülmek gelirdi içimden ama yine de acı içinde kıvranmaya devam eder, üstelik delicesine aşıkmışım gibi kıskançlık krizleri geçirirdim...Bütün bunların sebebi can sıkıntısıydı baylar, kesinlikle can sıkıntısı...


     - Huzur içinde yaşayıp, zafer kazanmış bir edayla ölmekten daha güzel ne olabilir ki!


     - İnsanoğlunun en büyük kusuru, Nuh Tufanı'ndan başlayıp Schlezwig Holstein dönemine dek süren ahlaksızlığıdır.


     - İnsan hedefe ilerlemeyi sever, ulaşmayı değil.


     - Kalbi temiz olmayan hiçbir şeyi derinden anlayamaz.


     - Benim alçak, sevmeyi bilmeyen, onu sevemeyecek biri olduğumu anlamıştı. Bunun mümkün olmadığını söyleyeceksiniz...Benim kadar alçak ve namussuz bir herifin olamayacağını, Liza'yı sevmememin, böyle bir sevginin değerini bilmememin mümkün olamayacağını söyleyeceksiniz..."Neden mümkün olmasın?" Birincisi ben sevemem, çünkü sevmeyi baskı aracı olarak görürüm. Hayatım boyunca buna inandım hep. Hatta sevgiyi, seven insanın kendisini isteyerek esir etmesi olarak tanımlayabilirim.


     - Aşağılanmış bir şekilde gitmesi daha iyi oldu. Aşağılanma duygusunun, insan ruhuna acı çektirdiği gibi bilinci keskinleştirir... Kısa bir süre sonra zaten kalbini kıracaktım. Fakat bu durumda, kalbindeki bu acı hiç silinmeyecek, içine düştüğü pislik ne olursa olsun onu kurtaracak ve kini kim bilir...Belki de bağışlaması ruhunu temizleyecektir. Peki neye yarar? Hangisi daha iyidir: Kolayca kazanılan bir mutluluk mu, yoksa insanın ruhunu yücelten acı mı? Evet hangisi?


     - Ben, sizlerin, korkaklığınıza "ölçülü davranış" kılıfını geçirip, yarım bıraktığınız her şeyi sonuna kadar götürdüm.


Yanlış yolun karanlığından
Kandırıp ateşli sözlerimle
Alçalmış ruhunu kurtardığımda
Derinden acı çekerek
Seni saran utancı,
Lanetledin pişmanlık içinde.
Unutkan yüreğini
Cezalandırmak için anılarla
Benden önce olup biteni
Anlatırken bana bir bir
Aniden yüzünü kapadın ellerinle
Ruhunda başlayan isyanla
Utançla ve dehşet içinde sarsılarak
Gözyaşlarına boğuldun. N.A. NEKRASOV