Aforizmalar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Aforizmalar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Şubat 2018 Perşembe

Aforizmalar * Franz Kafka


     - Belli bir noktadan sonra geriye dönüş yoktur. İşte bu noktaya erişmek gerekir.


     - Düz bir yolda yürüyor olsan, tüm ilerleme isteğine rağmen hala gerisin geriye gitsen, o zaman bu ümitsiz bir durum olur; ama sen dik, senin de aşağıdan gördüğün gibi dik, bir yamacı tırmandığına göre, adımlarının geriye doğru kayması, zeminin özelliğinden ileri gelebilir, umutsuzluğa kapılmamalısın.


     - Hayvan, hışımla çekip alır kırbacı efendisinin elinden ve kendi kendisinin efendisi olmak için kendi kendisini kırbaçlar, bilmez ki bu, efendisinin kırbacına atılmış yeni düğümün yol açtığı bir hayalden başka bir şey değildir.


     - "Sein" sözcüğü Almancada iki anlama gelir: "Var olmak" ve "Onun olmak."


     - Cennet'te yaşamak üzere yaratılmıştık ve Cennet bize hizmet etmek için düzenlenmişti. Sonra yazgımız değiştirildi; Cennet'in yazgısında da bir değişiklik oldu mu, bu hiçbir yerde belirtilmiyor.


     - Son kez ruhbilim!


     - Yaşamının daha başlangıcında iki ödev: Giderek çevreni daraltmak ve kendini bu çevre dışında bir yerde gizleyip gizlemediğini sürekli denetlemek.


     - "Ama sonra sanki hiçbir şey olmamış gibi işine döndü." Belki de hiçbirinde geçmez ama, açık seçiklikten yoksun eski hikayeler yığınından kulağımıza tanıdık gelen bir saptamadır bu.


     - Evden çıkıp gitmen gereksiz. Masa başında otur ve bana kulak ver. Kulak vermesen de olur, tamamen sessiz ve yalnız ol. Dünya, maskesini düşüresin diye, kendini sana sunacaktır; başka bir şey gelmez elinden, cazibeye kapılmış, ayaklarının dibinde kıvranıp duracaktır.


10 Haziran 2017 Cumartesi

Aforizmalar * Franz Kafka - Altıkırkbeş Yayınları

                                                             


     Bir çok yayın evinden Franz Kafka Aforizmalar'ı okudum fakat Altıkırkbeş yayınları; çevirisi en kötü olanıydı, anlatılması gereken esas anlamı verememişler. Kitap iki ayrı bölümden oluşuyor, ilk bölüm "Günah, ıstırap, umut ve doğru yol üzerine" ve "O - 1920 günlüğünden aforizmalar" Kitaptan alıntılara gelirsek;

      Günah, ıstırap, umut ve doğru yol üzerine
     - Düz bir yolda yürüyor olsaydın, tüm ilerleme isteğine rağmen hala gerisin geriye gitseydin, o zaman bu çaresiz bir durum olurdu; ama sen dik, senin de aşağıdan gördüğün gibi dik bir yamacı tırmandığına göre, adımlarının geriye doğru kayması bulunduğun yerin durumundan ileri gelebilir, o zaman da umutsuzluğa kapılmana gerek yoktur.


     - "Sein" sözcüğü Almanca'da iki anlama gelir: "var olmak" ve "onun olmak"


     
- Evden çıkıp gitmen gereksiz. Masa başında kal ve bana kulak ver. Kulak vermesen de olur, sadece bekle. Beklemesen de olur, tamamen sessiz ve yalnız ol. Dünya maskesini düşüresin diye, kendini sana sunacaktır; başka bir şey gelmez elinden, cazibeye kapılmış, ayaklarının dibinde kıvranıp duracaktır.


     "O" (1920 günlüğünden aforizmalar)
     - Ansızın kendini kıyıdaki çimenlikte -tabloda kıyılar pek belirgin değildi ve her taraf kayıklarla doluydu-ayaktayken düşündü. Şenliği seyrediyordu; gerçekte bir şenlik değildi, ama yine de şenlik denilebilirdi. Doğal olarak içinde şenliğe katılmak için büyük bir arzu duyuyordu, hatta bunu deniyordu da, ama şenliğin dışında kaldığını kabullenmeye zorluyordu onu içindeki bir şey, oraya uygun olması imkansızdı onun için; bunun için öylesine büyük bir hazırlık gerekirdi ki, sadece bu pazar değil, ama uzun yılların, hatta ömrünün geçmesi gerekirdi; ve hatta zaman dursa, yine de başka bir sonucu elde etmesi imkânsız olurdu; tüm soyunun, yetişme tarzının, bedensel gelişiminin başka türlü olması gerekirdi.
     Yani gezintiye çıkmış bu insanlardan öylesine uzaklaştırılmıştı ki, ama bütün bunlara rağmen yine de çok yakındı onlara; bu da anlaşılması çok daha zor bir şeydi. Onlar da, her şeyden önce, onun gibi insandı, insani olan hiçbir şey büsbütün yabancı olamazdı onlara; dolayısıyla iyice kurcalandı mı, ona hükmeden ve onu ırmaktaki şenliğin dışında bırakan duygunun kayıktakilerin içinde de yaşadığı, ama kuşkusuz onlara hükmetmekten çok uzakta olup varlıklarının çok karanlık köşelerinde hayaletler gibi gezindiği saptanabilirdi.        Dünyada korku, acı ve yalnızlığın varlığını algılayabiliyor, ama bunları da yüzeye sürtünüp geçerlermiş gibi bulanık, genel duygular olarak anlayabiliyor. Bütün öbür duyguları yok sayıyor; bizim duygu olarak nitelendirdiklerimizi o salt kuruntu, peri masalı, ve anılarımızın ve bilgilerimizin yansıması olarak görüyor. Başka türlü nasıl olabilirdi ki, diye düşünüyor, çünkü duygularımız, bırakalım olayların karşılarına çıkmayı, onlara asla yetişemiyorlar bile. Akıl almaz bir hızla kuşlar gibi gelip geçen olaylardan önce ya da sonra yaşıyoruz duyguları; onlar düşsü kurgulardırlar ve sadece bizimle sınırlıdırlar. Gece yarısının ıssızlığında yaşıyoruz, gündoğumunu ve günbatımını doğuya ve batıya dönerek hissediyoruz.
     Zayıf dayanma gücü, belirsiz yetişme tarzı ve bekârlık, inançsızı yaratır, ama her zaman değil; inançsızlıklarını saklamak için birçok inançsız evlenir, en azından ideal anlamda bir inançlı olur çıkar.(2 Şubat)


     
- Çizdiğin tablo içkarartıcı, ama yalnız temel yanılgıyı ortaya koyan çözümleme açısından. Bu o kadar böyle ki, insan kalkar, gerisin geriye düşer, tekrar kalkar, ve bu böylece sürüp gider, ama aynı zamanda -ve çok daha büyük bir gerçeklikle- bu tamamıyle başka türlü,çünkü insan Bir'dir, yani devinimde dinginlik, dinginlikte devinim vardır, ve bu ikisi ayrı ayrı insan teklerinde bir araya gelir, ve bu böylece sürüp gider, ta ki, gerçek yaşama varana kadar. Benim çizdiğim bu tablo da senin ki kadar yanlış, hatta belki de seninkinden daha aldatıcı. Gerçek şu ki, buranın dışında bizi yaşama götürecek bir yol yoktur, oysa bizi yaşamdan buraya getiren bir yolun olması gerekiyor. Görüyor musunuz, nasıl da yitirmişiz yolumuzu. (19 Şubat)


     
- Susamıştır, ve onu pınardan sadece bir çalılık ayırmaktadır. Ama iki parçaya bölünmüştür o: bir parçası bütün manzarayı görüyor, orada dikildiğini ve pınarın hemen yanıbaşında olduğunu görüyor; ama ikinci parçası hiçbir şeyin farkında değil, olsa olsa ilk parçasının her şeyi gördüğünü sezinliyor sadece. Hiçbir şeyin farkında olmadığı için de pınardan su içemiyor. (29 Şubat)

20 Haziran 2015 Cumartesi

Aforizmalar * Franz Kafka

     - Belirli bir noktadan sonra geri dönüş yoktur. Bu noktaya erişmek de gerekir.


     - Bir elmanın birbirinden farklı görünüşleri olabilir: masanın üstündeki elmayı bir an olsun görebilmek için boynunu uzatan çocuğun görüşü, ve bir de, elmayı alıp yanındaki arkadaşına rahatça veren evin efendisinin görüşü.


     - Düz bir yolda yürüyor olsaydın, tüm ilerleme isteğine rağmen hâlâ gerisin geriye gitseydin, o zaman bu çaresiz bir durum olurdu; ama sen dik, senin de aşağıdan gördüğün gibi dik bir yamacı tırmandığına göre, adımlarının geriye doğru kayması, bulunduğun yerin durumundan ileri gelebilir, o zaman da umutsuzluğa kapılmana gerek yoktur.


     - Kafesin biri, bir kuş aramaya çıktı.


     - Hayvan, hışımla çekip alır kırbacı efendisinin elinden ve kendi efendisi olmak için kendi

kendisini kırbaçlar, bilmez ki bu, efendisinin kırbacına atılmış yeni düğümün yol açtığı bir
hayalden başka bir şey değildir.


     - Önceleri sorularıma neden cevap alamadığımı anlayamıyordum, şimdiyse soru sorabileceğime nasıl inanabildiğimi anlayamıyorum. Ama gerçekte inanmıyordum ki, soruyordum sadece.


     
- Av köpekleri henüz avluda oynaşıyor, ama avları, daha şimdiden ormanda ne kadar hızlı koşarlarsa koşsunlar, ellerinden kurtulamayacaklar.


     - “Sein” sözcüğü Almanca’da iki anlama gelir: “var olmak” ve “onun olmak”

     - Yokedilemeztektir; insanların her biri tek başlarına buyokedilemezdir ; öte yandan bütün insanlarda ortak özelliktir; dolayısıyla insanları birbirine bağlayan eşi benzeri olmayan bir bağ vardır.

     - Bir dayanak olmaktan çıkınca özgürleşir ruh ancak.


     - Gerçek bölünemez, bu yüzden kendini tanıyamaz; her kim onu tanımak isterse bir yalan olmak zorundadır.


     - Bu yaşamın hazları, yaşamın kendi hazları değil, ama bizim daha yüce bir yaşama yükselme korkumuzun hazzıdır; bu yaşamın eziyetleri yaşamın kendi ıstırapları değil, ama bu korkudan dolayı kendimize yaptığımız eziyettir.


     - Evden çıkıp gitmen gereksiz.Masa başında kal ve bana kulak ver. Kulak vermesen de olur, sadece bekle. Beklemesen de olur, tamamen sessiz ve yalnız ol. Dünya maskesini düşüresin diye, kendini sana sunacaktır; başka bir şey gelmez elinden, cazibeye kapılmış, ayaklarının dibinde kıvranıp duracaktır.


     - Bazıları ıstırabın varlığını güneşi göstererek reddeder; o ise ıstırabı göstererek güneşin varlığını reddediyor.


     - Susamıştır,ve onu pınardan sadece bir çalılık ayırmaktadır. Ama iki parçaya bölünmüştür o: bir parçası bütün manzarayı görüyor, orada dikildiğini ve pınarın hemen yanı başında olduğunu görüyor; ama ikinci parçası hiçbir şeyin farkında değil, olsa olsa ilk parçasının her şeyi gördüğünü sezinliyor sadece. Hiçbir şeyin farkında olmadığı için de pınardan su içemiyor.